Goal dergisinin yayında olduğu dönemlerde; her yıl düzenli olarak derlediği ‘’100 Futbol Kulübü’’ adlı harika bir yazı dizileri – analizleri vardı.
Ve bu değerlendirmeler; popülarite, gelenek, altyapı, tesisler, taraftar, bütçe, kadro yapısı vb. kriterlere göre ele alınırdı.
Gönül verdiğimiz güzide kulüplerimiz ise bu sıralamada ancak en iyi ihtimalle 50 ile 70. sıralar arası, en kötü ihtimalle, şansları yaver giderse 80 ile 90. sıralar arası kendilerine yer bulabilirlerdi.
Avrupa’da söz sahibi olan, kültürü ile övünen ve altyapısı Türkiye’nin en iyisi olan Galatasaray değil miydi?
Maddi gücü, stadyumu, tesisleri ve kurumsallaşması ile ulaşamayacağı şey olmayan Fenerbahçe değil miydi?
Ya o muhteşem taraftarı ve gelenekleri ile ülkenin en elit semt takımı Beşiktaş olamaz mıydı?...
Kendi kendime ‘’Neden?’’ diye sorduğumda, neden Everton, Braga, Sampdoria, Espanyol veya Wolfsburg gibi kulüpler hep bizim üzerimizde diye düşündüğümde, aslında sahip olduğumuz yada sahip olduğumuzu sandığımız şeylerin; gerçeklikle uzaktan yakından alakalı olmadığını anladım.
Eminim ki yukarıda saydığım, buna benzer ve sıralamada herzaman bizim üzerimizde yer alan; sözde orta ölçekli kulüpler, bir Avrupa eşleşmesinde ciddiye bile almadığımız ama bizi sahadan silen sözde küçük kulüpler, bizlerden çok daha gerçekçi değerlere sahipler.
O sıralamada üstte değiliz çünkü; kendimizi büyük sanıyoruz, çünkü biz olmuşuz, çünkü temelleri ideolojilere dayanan bir derbimiz yok, çünkü şehrimizi sevmiyoruz, çünkü altyapımız, saygımız, taraftarlık ve yönetim anlayışımız yok...
Iş böyle olunca da takımlarımız, üçüncü – beşinci turda elenir, yönetimlerimiz seçime gider ama gidemez, suçlu herzaman Arda TURAN’dır, millilerimiz FIFA sıralamasında; iki yıllık mazisi olan Karadağ’ın gerisinde 38. olur ve bizler de Sampiyonlar Ligi’ni, ‘’Abi Barcelona bir başka be! – Avrupa takımları bir başka oynuyor...’’ nidaları ile keyifle izleriz. Cünkü Avrupa yıllardır hep güzel geldi ve maalesef yıllarca da hep öyle gelecek.
Volkan YILMAZ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder