1 Haziran 2011 Çarşamba

Academy of Football: Avrupa Güzeldir


Goal dergisinin yayında olduğu dönemlerde; her yıl düzenli olarak derlediği ‘’100 Futbol Kulübü’’ adlı harika bir yazı dizileri – analizleri vardı.
Ve bu değerlendirmeler; popülarite, gelenek, altyapı, tesisler, taraftar, bütçe, kadro yapısı vb. kriterlere göre ele alınırdı.
            Gönül verdiğimiz güzide kulüplerimiz ise bu sıralamada ancak en iyi ihtimalle 50 ile 70. sıralar arası, en kötü ihtimalle, şansları yaver giderse 80 ile 90. sıralar arası kendilerine yer bulabilirlerdi.
Avrupa’da söz sahibi olan, kültürü ile övünen ve altyapısı Türkiye’nin en iyisi olan Galatasaray değil miydi?
Maddi gücü, stadyumu, tesisleri ve kurumsallaşması ile ulaşamayacağı şey olmayan Fenerbahçe değil miydi?
Ya o muhteşem taraftarı ve gelenekleri ile ülkenin en elit semt takımı Beşiktaş olamaz mıydı?...
Kendi kendime ‘’Neden?’’ diye sorduğumda, neden Everton, Braga, Sampdoria, Espanyol veya Wolfsburg gibi kulüpler hep bizim üzerimizde diye düşündüğümde, aslında sahip olduğumuz yada sahip olduğumuzu sandığımız şeylerin; gerçeklikle uzaktan yakından alakalı olmadığını anladım.
Eminim ki yukarıda saydığım, buna benzer ve sıralamada herzaman bizim üzerimizde yer alan; sözde orta ölçekli kulüpler, bir Avrupa eşleşmesinde ciddiye bile almadığımız ama bizi sahadan silen sözde küçük kulüpler, bizlerden çok daha gerçekçi değerlere sahipler.
            O sıralamada üstte değiliz çünkü; kendimizi büyük sanıyoruz, çünkü biz olmuşuz, çünkü temelleri ideolojilere dayanan bir derbimiz yok, çünkü şehrimizi sevmiyoruz, çünkü altyapımız, saygımız, taraftarlık ve yönetim anlayışımız yok...
Iş böyle olunca da takımlarımız, üçüncü – beşinci turda elenir, yönetimlerimiz seçime gider ama gidemez, suçlu herzaman Arda TURAN’dır, millilerimiz FIFA sıralamasında; iki yıllık mazisi olan Karadağ’ın gerisinde 38. olur ve bizler de Sampiyonlar Ligi’ni, ‘’Abi Barcelona bir başka be! – Avrupa takımları bir başka oynuyor...’’ nidaları ile keyifle izleriz. Cünkü Avrupa yıllardır hep güzel geldi ve maalesef yıllarca da hep öyle gelecek.


Volkan YILMAZ

27 Mayıs 2011 Cuma

Sonunda Merhaba

En azından Ağustos ayında başlayacak olan filtrelemelere kurban gitmezsek; o zamana kadar buradayız...

14 Mart 2011 Pazartesi

Müzik: Paul HARDCASTLE

Londra çıkışlı keyboard ve syntseizer ustası Hardcastle'nin kariyeri 1985 yılına dayanıyor. O dönemin ünlü ritmik dans parçaları ''Vietnam'', ''19'' ve ''Rainforest'' ile çıkış yakalayan müzisyen; 90'ların ortalarına kadar bu genre'da yoluna devam etti. Fakat 1995 yılı ile beraber ortaya çıkan ''Acid Jazz'', ''Smooth Jazz'', ''R&B'' ve ''Sophistic Pop'' akımlarının etkisinde kalan Hardcastle, aynı yıl çıkardığı ''First Light'' albümünde bu tınılara yer verdi. Böylece Hardcastle müziğinin asıl temelleri, bu albümle atılmış oldu. Daha sonra müzisyenin ''Smooth & Future Jazz'' konsepti ile ''Electronica''yı sentezlemesi ile oluşan ''Hardcastle'' ve ''Jazzmasters'' serileri, toplamda 12 albümlük bulunmaz bir arşiv ortaya çıkardı. Sanatçının son albümü ''Desire'' romantik ve erotik tınıların bir potada eitilmesiyle oluşmuş bir Aşk albümü. Keyfini çıkarın.

Volkan YILMAZ (Uchiha)  

Dailymotion: Next

Paul HARDCASTLE, Gölgeler ve Suretler, Paulo COELHO - Elif & Academy Of Football...

Dailymotion: Uyanma Vakti

Geçtiğimiz günlerde, özel bir televizyon kararının aldırttığı mahkeme kararı ile Türkiye üzerindeki tüm blog'lar karartılmıştı. Neyse ki; çoğumuzun evlatlarımızdan ya da eşlerimizden ayrı kaldığı bu kara hasret sona erdi. Nedenleri ve sonuçları bilinmez ama tek bir suçlu yüzünden, bu portaldaki milyonlarca farklı kişinin elinin ayağının kesilmesi; korkaklığın dibine vurmaktır!!! Şimdi herşeye karşı uyanma ve isyan vakti!!!

15 Şubat 2011 Salı

Müzik: Blank & Jones - Day Dreamin'

Relax & Cool with the music...

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Academy of Football: Tatlı Rüyalar...


Takımlar, düşler sahnesinin çimlerine ayak basıyorlar. Tribünlerdeki yüzbinlerce taraftar, çılgınca ve ruhlarına ne esiyorsa onu yaparak; arenayı bir karnaval alanına çeviriyorlar adeta...
            Adaletin, eşitliği hiçbir zaman şaşmayan terazisi hakim Collina’nın düdüğü ile bu destansı masalın ilk dakikasına giriş yapıyoruz. Iki taraf da oyuna temkinli başlamıyor çünkü bunu yaparak, güzel oyuna gölge düşürmek istemiyorlar. Onlar, bu alemde-bu işi, somut gereklilikler için değil, yüreklerine düşen bir aşk ateşinin yaktığı avare aşıklar gibi dizelerini, yeşil çimlere dökmek için burada olduklarını, yüzlerindeki bitmeyen gülümseme ile bizlere gösteriyorlar. Hepsinin varolan hikayeleri, varolan hüzünleri, varolan sevinçleri ve varolan aşkları, kutsal gözyaşları ve naïf gülümsemeleri ile meşin yuvarlakta toplanıyor ve bu kutsal mesaj taşıyıcısı ile bu mabedden bir dua misali yükseliyor Tanrı’ya...
Bir tarafta Batistuta, o müthiş şutları ile soğukkanlı Alman general Kahn’ı şaşırtıyor; bir diğer taraftan, kendi topraklarını ve ideolojilerini, sürgünde savunmak zorunda kalan iki onurlu lejyon Desailly ve Vieira, kendi saflarında açılan koridorları; saf gururları ve sevgileri ile kapatıyorlar. Figo, sağdan Poseidon’un mızrağından çıkan bir yıldırım gibi akıyor, fakat o da ne! Yarı Basklı-yarı Fransız yalnız adam Lizarazu, o siyah gözlerindeki inanmışlık ile savuruyor yıldırımı. Derken bir serbest vuruş. Gözlerime inanamıyorum: Beckham, Mendieta, Sinisha Mihajlovic, Platon ve öğrencisi Aristo misali Nedved ve Poborsky... Topun başında felsefi bir sohbet yaparlarken, futbol ve kadın aşığı Roberto Carlos; yüreğindeki aşkı sol ayağı ile bir ateş topuna çevirerek kaleye yolluyor ama saray soytarısı Barthez, anlık illüzyon gösterisiyle topu öyle bir çıkartıyor ki; tribünden bunu gören Zeus, soğukkanlılığını kaybedip sahaya girmemek adına, orayı terkederek Olympos Dağı’na çekiliyor.
            Taraftarların nabzı yüksek, vücutları atelşler içinde ve dizleri titriyor. Sahnede perdelenen oyunun onlara verdiği haz ile hepsi birer Rivaldo, birer Nakata veya Laurent Blanc...
Sonuçta burası düşler sahnesi. Burada yeşil çimlerin taze kokusuna, limitsiz tutku eşlik ediyor. Dakikalar göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor fakat Tanrılar, zamanı kontrol ediyor ve festivalin bitmemesini sağlıyorlar. Derken, Cezayir’in ikinci özgürlük savaşçısı, modern futbolun son ilahı Zidane, kendisi gibi aynı kaderi paylaşan sürgün savaşçısı dostu, Edgar Davids ile oradakilere, cennet meyvelerinden oluşan bir tabak sunuyorlar hünerlerini kullanarak... Fakat yemek vaktinin bittiğini; dev Hollandalı Stam ve Napolili cesur yürek Cannavaro hatırlatıyordu bizlere.
Gerçek Ronaldo, çalımları ile altı kişiyi peşine takmış ve tam kendinden bekleneni yapacakken; Nesta ve Hierro ile koyu bir muhabbeti tercih ediyor...
Yedeklerde ise Raul, Veron, Giggs, Rio Ferdinand, Nureddin Naybet, Kluivert, Del Piero, Killy Gonzalez, Thuram, Rui Costa, Emerson, Shevchenko, Peruzzi, Canizares ve Deisler bekliyorlar. Savaşmak için değil, ibadete katkıda bulunmak için sabırla bekliyorlar...
            Cep telefonumun çalan alarmı ile yitirdiğim rüyam hakkında son hatırladığım detay; Maradona ve Pele’nin kahkahalar eşliğinde yanyana maçı izlediği ve maçın sonucunun olmadığıydı. Cünkü bu sonuç için oynanan bir oyun değil, ancak akılcı sebepler üretmek için yapılan bir ritüeldi bence. Ayaklandım, elimi yüzümü yıkadım, giyindim ve rüyanın bana verdiği o güzel etki ile bir gazete bayisinde soluğu aldım. Tüm spor gazetelerini ve dergileri toplayıp, bir kafede köşeye çekildim.
Messi atıyor Messi tutuyor, sahte Ronaldo, uçup kaçıyor... Rooney ve Ibrahimoviç, sorunlarından dolayı futbola konsantre olamıyorlarmış, Sabri ortalarındaki isabet oranını %2’ye çıkarabilmek için Hagi ile ekstra çalışıyormuş... Manchester City, önümüzdeki sezon 1500 tane yıldız alacakmış, Milan 150 yıllık forveti Inzaghi ile mukavele yenilemişmiş...
            Bir gece, gerçek Ronaldo’nun futbola vedası sebebiyle bir yazı yazmaya karar verip, gözyaşları ile uykuya dalıyorum. Ve sabah zaten bir dönemin (Altın Çağ) kapanmışlığının verdiği iştahsızlık ile uyanıp, Deli Ibo’nun kovulduğunu görüp daha çok çıldırıyorum. Spor kanallarını takip ediyorum. Neler olmuş da neler olmuş, vay anasssını nasıl olmuş..!
Hala oynamaktan bıkmadığım Premier League Manager 2002’yi açıyorum. Henry’li ve Bergkamp’lı forvetimin arkasına Aimar’ı transfer ediyorum. Kalecim, at kuyruğu ve top sakalı ile Buckhingam Sarayı müdavimi Seaman. Orta sahamda ise Roy Parlour, Pires ve Overmars...
Eski günleri yad ederken uyukladığımı farkedip kanepeye uzanıyorum. Kafamda, David Luiz, Fabio Coentrao, Di Maria, Nasri, Arda Turan, Gareth Bale, Simon Kjaer ve Thomas Muller gibi yeteneklerin, belki de üç-beş isim çevresinde dönen bu çarklarda ezilip, yok olacağı korkusu ve o malum rüyayı yeniden görme umudu ile tatlı depresyon uykuma dalıyorum. Hepinize tatlı rüyalar...

Volkan YILMAZ (Uchiha)

13 Şubat 2011 Pazar

Dailymotion: Hüzünlü Veda

Luis Nazario De Lima, yani futbol dünyasınca bilinen adıyla Ronaldo, futbola veda ettiğini açıkladı. 34 yaşındaki efsanevi forvet, yaşadığı ağır sakatlıkların ardından bu kararı aldığını ve tekrar eskisi gibi olamayacağını anladığı için vedasını sunduğunu açıkladı.. PSV Eindhoven, Barcelona, Internazionale, AC Milan ve Real Madrid gibi dünya devlerinde, attığı birbirinden sansasyonel gollerle adını tarihe yazdıran futbolcu, aynı zamanda da üç kez yılın oyuncusu ödülüne layık görülmüştü.

Volkan YILMAZ (Uchiha)

9 Şubat 2011 Çarşamba

Dailymotion: Yılın Transferi

Futbol dünyası varolduğundan bu yana, yeşil sahalar hep iki zıt ekolün mücadelesine sahne olmuştur. Geleneksel Vs. Modern. Geleneksel ekol, ünlü Alman milli takımı ile başlayan, daha sonra bünyesine Kaizer, Maradona, Platini, Fransa, Arjantin, Real Madrid, Milan ve Bayern Münih gibi elitleri katan Adidas. Modern ekol ise; total futbolun Hollandası, Brezilya, Barcelona, Man.UTD ve Ronaldo gibi daha yeni isimlerle cevap veren Nike...
Uefa Şampiyonlar Ligi ve Fifa Dünya Kupası'nın resmi sponsorluğunu yıllardır elinde bulunduran Adidas bence, Zinedine ZIDANE'ın arenadan çekilmesi ile bir kimlik bunalımına girerek güç kaybetmeye başladı. Bunu da bu akşamki Fransa - Brezilya hazırlık maçında kendi gözlerimizle gördük. Fransa, 38 yıllık bir geleneğe son vererek; muhteşem ötesi Nike formaları ile sahaya çıktı. Böylelikle Nike, ezeli rakibi Adidas ile dengeleri bozacak bir adımı, böylesine vurucu bir darbe ile atmış oldu. İşte Fransa milli takımının yeni zırhı!

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Dailymotion: Hazırlanamadık!

Avrupa Şampiyonası grup eleme maçları öncesi, A Milli takımımız Hüseyin Avni Aker Stadı'nda Güney Kore ile karşılaştığı hazırlık mücadelesinden 0-0'lık beraberlikle ayrılarak, gruptaki Avusturya ve Belçika maçları öncesinde hazır görünmedi. Teknik direktör Guus HIDDINK'in gençleri adapte etmeye yönelik seçtiği kadro tercihi, bu akşam vasatı aşamazken, gelecek için de otoriteler ve taraftarların kafasında soru işaretleri bıraktı.

Volkan YILMAZ (Uchiha)

7 Şubat 2011 Pazartesi

Academy of Football: Sistemli Sistemsizlik

Futbolda hatıralarımız her zaman zaferlerle doludur...
87 yıllık mazimizde, Galatasaray'ın Uefa Kupası ve Uefa Süper Kupa haricinde kupasız zaferlerimizde vardır. Ay-yıldızlı ekibimizin Dünya Kupası ve Avrupa şampiyonası üçüncülükleri, Göztepe'nin Avrupa kupalarındaki çeyrek ve yarı final başarıları ile Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki çeyrek finali, kupasız! övündüğümüz başarılarımızdandır.
Sizce aslolan şey, kupasız başarılara sevinmek mi yoksa kupasız kapatılan bir sezona üzülmek mi?
Yönetim ve taraftar olarak, sahip olamadığımız sistemler zincirine bir de hakkıyla uyguladıkları sistemsizlik sistemi eklenince ne yazık ki günümüz tablosu ortaya çıkıyor. Anlık başarılara,sansasyonel transferlere ve kendi içimizdeki illegal çekişmelere boyun eğen şanlı futbol kültürümüz, bu sayede İtalya, Almanya veya Arjantin gibi ekollere imrenerek bakmamıza neden oluyor. Milli takımımızın Güney Kore ile oynayacağı hazırlık maçına davet edilen genç yeteneklerin takıma entegrasyonu ve Avrupa Şampiyonası'ndaki başarı beklentilerimize cevap verebilmeleri için önlerinde sadece bir yılları var. Kulüp takımlarımız ise Bayern Münih, Arsenal veya Barcelona gibi akımları takip etmek yerine, sönmüş veteran yıldızları transfer ederek onları yeniden diriltme çabası içindeler. Ne vefa ama değil mi...
Avrupa Şampiyonası grup elemelerinin ve Spor Toto Süper Lig'in tamamlanmasına az bir süre kala, öngördüğüm muhteşem başarıların?! ardından spor medyamızda amansız eleştirilerin ve kıyımların başlayacağı da aşikar.
Profesyonellik, sabır ve gerçekçilik olgularımızı sorgulamamızı gerektirecek olan birkaç ay sonraki tablodan sonra, söyleyeceğim tek şey şu olacak: 87 yıllık tarihimizde; zaten başarılar ile dolu olan tarihimizde, yine boşa giden bir yılın ne önemi olabilir ki?
Nasıl olsa Türk futbol ekolüne kurban gitmeye hazırlanan nice yöneticiler, teknik adamlar ve futbolcular; halkın sırtından kazanacakları milyon dolarlar ile kulüplerimizin kapısında kuyruk oluşturmaya devam ediyorlar.
İyi seyirler...

Volkan YILMAZ (Uchiha) 

Dailymotion: Romantizm Kaldığı Yerden...

Ortalama 25 bölümlük ''Filler'' ların ardından; Naruto Shippuden, yeni maceraları ile karşımızda olacak. Tüm dünya ile aynı anda 10 Şubat Perşembe günü ''Release'' edilecek olan bölümde; Akatsuki takımı ile tüm Kageler arasında başlayacak olan büyük feodal savaşın tohumları ekiliyor. Tüm anime sevenlere duyrulur.

www.narutoget.com

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Müzik: Black Eyed Peas - The Time


Evet, Black Eyed Peas yine sıra dışı bir parçayla tekrar karşımızda. Bu sefer gerçekten çok farklı bir çalışmaya imza atmışlar. Klibin Youtube'da izlenme sayısı 55 milyon civarında. Sanırım bu, parçanın ve klibin ne kadar iyi olduğunu anlatmaya yeter :)

Klipte en çok sevdiğim kısımdan da bahsetmek isterim... Klip başladıktan sonra 2nci dakikanın 40lı saniyelerinde siyahi bir bayan dans etmeye başlıyor. Bunu evde denemeyin :)

İyi Seyirler...

Hsyn Aksoy

6 Şubat 2011 Pazar

Sinema: Nuri Bilge CEYLAN - Taşra Üçlemesi

Usta yönetmenin, şu sıralarda lafı edilen ve 2011 yılı içerisinde vizyona girmesi planlanan ''Bir Zamanlar Anadolu'' adlı eserini ve NBC sinemasının özünü anlamak için bir hazine niteliğinde olan dvd set. Içeriğinde yönetmenin ödüllü kısa filmi ''Koza'', ''Mayıs Sıkıntısı'', ''Kasaba'' ve ''Uzak'' filmlerinin yanısıra set fotoğraflarının ve NBC ile yapılan sinematik sohbetin oluşturduğu bir kitapçık da bulunmakta. Her sinemaseverin arşivinde mutlaka bulunması gereken bu diskografi niteliğindeki paketin yanına bir de ''Iklimler'' ve ''Uc Maymun''u eklediğinizde, Andrei TARKOVSKY'den Yosujiro OZU'ya, Sergei PARAJANOV'dan Maya DEREN'e kadar dayanan bir bakışaçısına sahip olacağınız açık bir gerçek.

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Beauty: Natalie PORTMAN

Kendisini, 25 Şubat günü vizyona girecek olan ''Black Swan'' adlı sinema filmi ile izleme şerefine nail olacağız...

Dailymotion: Süper Toto Süper Lig'e Yeni Soluk

Henüz ligin ikinci yarısı başlamamışken şampiyon ilan edilen Trabzonspor'un, üstüste kaybettiği puanlara bir yenisi de bugün eklenince; haftayı galibiyetle kapatan Bursaspor ve Fenerbahçe, kendilerini yeniden yarışın içinde buldular. Avni Aker'de Antalyaspor'u aşamayan (0-0) Bordo-Mavililer'de, kupadaki elenişin ardından ligdeki düşüş de tam gaz devam ediyor. Devre arası transfer politikalarının avantajlı yüzünü gören Bursaspor ise Keneth MİLLER önderliğinde; kendi evinde Sivasspor'u 2-1 mağlup ederek zirveye ortak oldu. Fenerbahçe ise tüm kulvarlarda yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından, elinde kalan tek kart olarak gördüğü Süper Lig'de; geçen haftaki Trabzonspor galibiyetini bu hafta da deplasmada Manisaspor'u devirerek perçinledi (3-1). Ayrıca Kayserispor'un inatla süren takibi ve geniş kadrosu ile ihtimaller dahilinde bulunan Beşiktaş'ı da göz önünde bulundurursak; önümüzdeki haftalarda bizi, büyük ve keyifli mücadelelerin bekleyeceği açık ve net.

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Sinema: Aşk Tesadüfleri Sever

''Issız Adam'' fenomeninin üzerinden ortalama üç yıl geçti ve hemen her aşk filmi bu eserle kıyaslanmayaduracaktı ki; yeni bir akım bu hafta kendini gösterdi: Aşk Tesadüfleri Sever.

Usta yönetmen Ömer Faruk SORAK imzası taşıyan filmin oyuncu kadrosu da tecrübeyi ve dinamizmi harmanlayarak, kendini çok güçlü ve vurucu kılıyor. Sizlere vereceğim ilk tavsiye ne olursa olsun, kafanızdaki Çağan IRMAK tarzı dram ve romantizm janrasını bu filmde aramamanız olacaktır. Bir defa başroldeki Mehmet GÜNSÜR, altyapı ve tarz olarak Türk dramasını değil; Ferzan ÖZPETEK ekolünden gelen İtalyan Yeni Gerçekçiliği ile temel Avrupa sinematiğini benimsemiş. Filmdeki dramatik unsurlar, kesinlikle duygu sömürüsü yoluna gitmiyor; müziklerle beraber sizi realistik bir biçimde içine çekiyor adeta. Sahne geçişleri ve ''Flashback'' metodlarıyla biraz da Özpetek'in ''Saturno Contro''sunu andıran film, büyük bir sürpriz olmazsa önümüzdeki üç yılın rakipsiz aşk filmi olacağa benziyor. Tabi Ferzan ÖZPETEK, Reha ERDEM veya özellikle idolüm olan yönetmen, Nuri Bilge CEYLAN tarzını bu yöne kaydırmazsa...
Izlemenizi şiddetle tavsiye ettiğim bu yapıtın olumsuzluklarına gelecek olursam; bir-iki hatalı kesme ve gereksiz birkaç sahnenin yanısıra, soundtrack sanatçıları daha dikkatli seçilebilirdi. En azından bu denli bir yapıt için özel bir orkestra yaratılabilir ve filme özel parçalar çıkarılabilirdi. Notlama olarak 10/8.5 verdiğim eser, bence ''Issız Adam''ı çoktan geride bırakmışa benziyor.

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Dailymotion

Türkiye, Avrupa ve dünya liglerinden güncel gelişmeler, bu akşamdan itibaren burada olacak.

Volkan YILMAZ (Uchiha)

5 Şubat 2011 Cumartesi

Academy of Football

Futbol hakkındaki kapsamlı yazılarım yakında burada olacak...
Siteme adını veren ve temelini oluşturan ''Futbol'' kavramı ve içindeki tüm dinamikleri, sizler için yorumlamaya ve paylaşımlarımı aktarmaya çalışacağım.

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Müzik: Simply Red

1984 Manchester çıkışlı; soul-pop & jazz grubu Simply Red, sansasyonel vokali Mick HUCKNALL ve birbirinden yetenekli müzisyenleri ile bizlere ''Something Got Me Started'', ''If You Don't Know Me By Now'' ve ''Stars'' gibi birbirinden değerli eserler verdi. Ulkemize de 1998 ve 2002 yıllarında iki defa gelen grup, Mick'in ani kararı ile geçtiğimiz yıl dağılma kararı aldı ve son turneleri ile dünya müzik piyasasından gözyaşları ile ayrıldı. Fakat Mick HUCKNALL, aynı müzisyenler ile solo kariyerine devam ediyor ve kendi tarzının grubuna yansıtamadığı yönlerini; ilk solo albümü ''Tribute To Bobby'' adlı albümüne yansıttı.  Simply Red'in kemikleşmiş dinleyici profili her ne kadar artık efsanevi grubun adını unutmayacaklarsa da Simply Red ruhunu, Mick'in solo albümleri sayesinde yaşamaya devam edecekler. Iyi eğlenceler...

Volkan YILMAZ (Uchiha)

Sinema: Anime - Manga

Onlar çocukluğumuzun kahramanları ve olmak istediğimiz kişilerdi hep. Onların sahip olduğu olağanüstü güçlerle donatılıp, ayırt edemedik kimi zaman gerçek ve hayali... Ve en önemlisi ne kadar küçümsenip alay konusu olsa da kültürümüzde, bizlerin ve o alay edenlerin gönlünde de bir Japon anime kahramanı her zaman vardır.
Japon mitolojisinin ve epik tarihinin en iyi dışa vurumu olan Anime - Manga kültürü, aslında her ne kadar bizlere fantastik bir dünyayı anlatsa da aslında ruhlarında barındırdıkları ana mesaj ile hayatımızda bir dönüm noktası olmuşlardır. Kahramanlar ve olayları kendimizle özdeşleştirip, olaylardan galip olarak çıkmamızı öğreten tüm ustalara saygılarımla. Hayao MIYAZAKI, Masashi KISHIMOTO ve diğerleri...
Captain Tsubasa, Red Baron, Slam Dunk, Gungrave, Naruto, Full Metal Alchemist, The Spirits Away ve Ocean Waves; sizlere önemle takip etmenizi önerdiğim yapımlar olacak. Elbette devamı sizler için gelecek. Iyi eğlenceler...


Volkan YILMAZ (Uchiha)

Tribun Gozu

Hepinize merhabalar...
Bloğumun doğduğu şu saatlerde; sizlere kendimce başta futbol olmak üzere sinema, kitap, müzik, gastronomi ve diğer aktüel konular hakkında bilgiler sunmaya çalışacağım. Umarım sizlerin yüksek zevkine ve vizyonuna uygun çalışmalar yaparım.
Simdiden hepinize ilgi ve nezaketiniz için çok teşekkür ederim.

                                                                                                                       Volkan  YILMAZ (Uchiha)